TARİHTEN BİR ANI

Çanakkale muharebeleri sırasında, Üsteğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ederken, bir ara saçı kınalı bir asker görür.
      -     Adın ne senin evladım diye sorar.
Asker:
      -     Ali, diye cevap verir.
      -     Nerelisin?
Asker:

  1. Tokat Zile’ denim komutanım, cevabını verir.
  2. Peki evladım bu kafanın hali ne?
  3. Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım.
  4. Neden?
  5. Bilmiyorum komutanım.
  6. Ali ailene sor bakalım neden kına yakmışlar?
  7. Peki komutanım, der. Ali ailesine mektup yazar ve annesine neden saçlarına kına yaktığını sorar.

Aradan zaman geçer. İngilizler tüm güçleriyle Gelibolu’ ya yüklenirler.
Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşerler.
      Tarih bir kere daha Türk Askerinin, sevinçle ve gururla ölüme gittiklerine tanıklık eder. Bu arada Kınalı Ali’ nin bölüğünde de kimse sağ kalmaz hepsi şehit olur (Vatan sağolsun). Aradan zaman geçer. Kınalı Ali’ nin ailesine yazdığı mektubun cevabı gelir. Komutanları buruk ve gözleri dolu dolu mektubu açıp okumaya başlar. (Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesi’ nde sergilenmektedir.) Ali’ nin babası anlatır:

            -      Oğlum Ali, nasılsın iyi misin? Gözlerinden öperim. Selam ederim, dedikten sonra devam eder. Öküzü sattık, paranın yarısını sana, yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum, zaten artık yiyeceğe de fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum da, siz sakın bizi merak etmeyin, bizi düşünmeyin. Oğlum ananın da sana diyeceği bir şey var: “Oğlum Ali yazmışsın ki kafamdaki kınayı neden yaktın demişsin. Komutanlarına ve arkadaşlarına selam söyle. Bizde üç şeye kına yakarlar: Biri gelinlik kıza; ailesine, çocuklarına kurban olsun diye, diğeri kurbanlık koça; Allah’a kurban olsun diye, öbürü de askere giden yiğitlerimize; vatana kurban olsun diye... Biz seni vatana kurban ettik oğlum. Gözlerinden öper selam ederim. Allah’a emanet olun.”