Öğretmenler
İmam ve Öğretmenin Köy Hayatındaki Yeri
Köy , Köylü ve Köy Öğretmeni
Köyde , yüzyıllardan beri düşüncelere hakim olan , hayat ve kainata bakış tarzını telkin eden başlıca şahıs , köy imamıdır.Gerçi , bizzat köylünün de tecrübeden gelen bir takım fikirleri vardır; ve köy imamı ile köylünün görüşleri arasında bazı tezatlar ve çatışmalar bulunması pek mümkündür.Fakat yine de köylünün hayat felsefesinin köy imamının tesiri altında kaldığı şüphesizdir.
Köy imamı köylüye telkin ettiği fikirleri nereden öğrenmiştir? Bunlar ne kadar İslamiyete uygundur?İşte tetkik edilmesi gereken mesele.Bu konuda bir araştırma yapılmasını çok isterdim.Bunların içinde İslamiyetten çok öncesine ait, Kur’an’ la hiçbir ilgisi olmayan , medeniyet tarihi bakımından dikkate şayan bir sürü inancın bulunduğu muhakkak.Türk halkı bu topraklara gelirken Asya’dan birtakım örf , adet ve inançta getirmiştir Anadolu Türk tarikatlarında Şamanizmin tesiri olduğu ilmi surette ispat edilmiştir.Bizzat Anadolu’da bizden önce yaşamış olan kavimlere ait inançların da araya karıştığı ve bugüne kadar devam ettiği folklor tetkiklerinde anlaşılmaktadır. Eski ve karışık olmakla beraber bunların beşeri ve içtimai değer sıfatı ile kötü olduğu ileri sürülemez.Eskilik ve karışıklık , mutlaka fenalık manasına gelmez.Türk köylüsünün davranışında bir asalet olduğu yabancıların bile fark ettikleri bir vakıadır.Yunus Emre’nin ve daha pek çok halk şairinin köylü olduğu ve bunların köyde yaşayan duygu ve düşünceleri ifade ettiği göz önüne alınırsa sözde ileri fikirli bazı kimselerin yaptığı gibi, kolay kolay bunların aleyhinde bulunulamaz.
Şehirde olduğu gibi köyde de, münevver tabakada olduğu gibi halk tabakasında da bugün bizim ideal telakki ettiğimiz kıymetlere uymayan menfi taraflar elbette vardır.Mühim olan bunları tespit etmek , hakiki sebeplerini bularak düzeltmeye çalışmaktır.Hiçbir ilmi düşünceye ve araştırmaya dayanmayan ithamlardan bir şey çıkmaz.Benim kanaatim odur ki üzerine yüklenilen köy imamı tamamiyle meçhul bir şahıstır.Anane ve muhitin tercümanı ve mümessili olan köy imamının kendisi de , belki ne olduğunu , köy hayatında nasıl bir rol oynadığının tamamıyle farkında değildir.Köy daima yarı karanlığın içinde yaşar.
Medresenin yerine mektep konulduktan sonra , köye şehirden yeni bir tip gönderilmiştir ki bunun adı köy öğretmenidir.Köy öğretmeninin ilk vasfı bizzat şehirli olmasa bile , şehre yani daha ileri bir medeniyet merhalesine ait kıymetleri temsil etmesidir.O , hem görünüşü hem de zihniyeti bakımından köy imamından tamamıyla farklıdır.O, ileri şehir medeniyetinin köye gitmiş bir mümessilidir.Köyü bütün ananesi ve zihniyetiyle şahsında temsil eden köy imamı ile köy öğretmeni arasında bir tezat , gizli veya açık bir çatışma olması gayet tabiidir.Bu tezat ve çatışmanın arkasında iki ayrı medeniyet iki ayrı yaşama ve düşünme tarzı vardır. Bunlar adeta iki ayrı çağ , iki ayrı millet gibi birbirine yabancıdır.
Ne kadar bilgili , iyi yetişmiş olursa olsun, köy öğretmeninin köydeki maddi ve manevi hayatı değiştirebileceğini zannetmek , meseleyi kavramamak demektir.Köyün manevi hayatı ile maddi şartları arasında çok sıkı bir münasebet vardır.Köyde batıl inançların yerleşmesi ve devamı tesadüfi bir hadise değildir.Sadece sıhhatle ilgili batıl inançları düşünelim:Tesirini derhal gösteren bir doktor , bir ilaç bulunmayan bir yerde , insanların hastalıktan kurtulmak için akla gelmedik çarelere başvurmasından daha tabii ne olabilir.Şehirlerin bile bazen aciz kaldıkları zaman batıl inançlara sarıldığını görmüyor muyuz??Köye doktor ve ilaç yollamadan halk tababetiyle ilgili batıl inançları ortadan kaldırmak bence imkansızdır….Aranılırsa diğer batıl inançların da köyün hayatında değiştirilmesi son derece güç medeni şartlara bağlı olduğu görülür.
Köy öğretmeninin elinde basit fikirlerden ve birkaç kitaptan başka bir şey yoktur. Köyün gerçekten değişmesi planlı muazzam bir devlet işidir. Köy öğretmeni karşısında oturan köy çocuklarına bile hükmünü geçiremez. Çünkü bu çocukların hayatına hükmeden aileleridir ve köy çocuğu , köy ailesinin mühim bir uzvudur.Köy çocuğu şehir çocuğundan çok farklı hayat şartları içinde yaşar.Bundan dolayı onu mektebe bağlamak zordur.Köy , çocuğu daima kendisine çeker.ve kendisine benzetir.
Köy öğretmeninin köylüye nasıl baktığını aşağı yukarı gidiyoruz işte.Köy enstitülerinde hususi surette yetiştirilmiş yazar öğretmenler köyü ve köylüyü nasıl gördüklerini tasvir etmişlerdir.Bunlarda umumiyetle sebepler üzerine eğilmek , anlama teşebbüsü yoktur.Yaptıkları şey sadece hissi tasvirlerden ibarettir.Halbuki mühim olan ilmi surette anlamaktır.Bize yol gösterecek olan ‘köy edebiyatı’ndan çok ‘köy ilmi’dir.Bu gençlerin idealist oldukları şüphe götürmez .Fakat ideale ancak realiteyi anlamakla ulaşılr. Köylüyü hakir görme onları daha derine gitmekten alıkoyuyor
Acaba köylü onlar hakkında ne düşünüyor.?Bunun onlar için çok ehemmiyeti vardır.Avrupalı müstemlekecilerin yaptıkları en mühim iş , yerli halkın dilini, örf ve adetini , zihniyetini anlamak olmuştur.Köylü , bizim milli bünyemizin en büyük ve en mühim kısmını teşkil eder.Onu tanımak , bizim için bir vazifedir.
1928 de neşrolunan Safahat’ta Mestanlı Dayı’nın fikirleri çok dikkate şayandır.
Köylü cahilse de hayvan mı demektir? Ne demek?
Kim teper nimeti insan meğer olsun eşek.
Koca bir nahiye titreştik, odunsuz yattık,
O büyük mektebi gördün ya kışın biz çattık
Kimse evladını cahil komak ister mi ayol?
Bize lazım iki şey var: biri mektep, biri yol.
….
Tatlı yüz , bal gibi söz…Başka ne ister köylü
…
Akif’in bu manzumesi , köylünün kendi kıymet hükümleri zaviyesinden bir köy mualliminin davranışlarını nasıl gördüğünü ortaya koyuyor.Bu tasvir ne kadar hakikate uygundur, onu bilemem.Bizim için üzerinde durulması lazım gelen çok mühim nokta , köylü ile şehirlinin ayrı içtimai tabakalara , hatta, . medeniyet merhalelerine mensup olmaları dolayısıyla ayrı dünya görüşlerine sahip olmaları , birbirlerini farklı kıymet hükümlerine göre değerlendirmeleridir. Köylünün hayatını değiştirmek isteyen sahıs, müessese veya devletin , herşeyden önce köyü ve köylüyü çok iyi bilmesi icap eder.İnsanların davranışında hayat görüşü ve kıymet hükümleri çok mühim rol oynar.Köyün şartlarını , köyün zihniyet ve psikolojisini bilmeyen ve tesir vasıtalarını ona göre ayarlamayan bir kimse , orada müsbet hiçbir iş göremez sanıyorum
Bu öğretmen veya şehirlinin , köylünün hoşuna gitmek için, sevmediği ve inanmadığı , kendisine göre geri bulduğu prensipleri , davranış tarzlarını sahte olarak benimsemesi demek değildir.Köylü sahteliğin derhal farkına varır.Sahte bir tavır takınmadan , köylü ve köylüyü anlamak , sevmek ve birçok noktalarda anlaşmak , beraber hareket etmek mümkündür.En son varılacak şeyleri başa almamak, saygı göstermek , köylünün dinine , imanına dokunmayan müsbet işler görmek pekala mümkündür.
Kendine göre bir medeniyet sistemi olan köylünün maddi ve manevi hayatı bir bütün teşkil eder.Onda değiştirilmesi ve bırakılması lazım gelen ve mümkün olan işleri, ilkin yapılacak işlerle sonra hal edilecek meseleleri ayırmak müesseriyet bakımından çok mühimdir.Mekanizma iyice bilindikten sonra , bizim birinci derecede ehemmiyetli zannettiğimiz ve üzerine düştüğümüz bir çok meseleler , kendiliğinden hallolunabilir.Şunu da ilave edelim ki, köyü ve köylüyü bilme ve onun zaruretlerine göre hareket etme mesuliyeti, kendisini aydın telakki eden ve mesul sayan kimselere düşer
Prof Dr Mehmet Kaplan , Nesillerin Ruhu , Sayfa 48
1930- 31 Muallim İdris
1931-32 Muallim Ahmet Hamdi
1932-33-Ahmet Nezihi
1933-34-Ahmet Nezihi
1934-35-Ahmet Nezihi-A.N. ESEN---K.AYTAN
1935-36 Osman ÖZTÜRK - Hikmet GÜRSES - Cemal POLATSOY
1936-37 Cemal POLATSOY
1938-39
1939-40
1940-41
1941-42
1942-43
1943-44
1944-45
1945-46
1946-47
1947-48
1948-49 Dursun BABAOĞLU
1949-50
1950-51
1951-52 Dursun BABAOĞLU
1952-53 Kurtman ERYAŞ
1953-54
1954-55
1955-56
1956-57
1957-58 Hasan YILDIZ
1958-59
1959-60
1960-61 Hasan YILDIZ
1961-62
1962-63
1963-64
1964-65
1965-66
1966-67
1967-68 Cezmi TURALI
1968-69 Hasan ÜNAL
1969-70 Hüseyin ŞAHİN
1970-71
0971-72 Mustafa ÇAKAN
1972-73
1973-74
1974-75
1975-76 Muttalip ARSLAN
1976-77
1977-78 İzni ÇALIŞKAN
1978-79
1979-80
1980-81 İzni ÇALIŞKAN
1981-82
1982-83 Şaban BULUT
1983-84
1984-85
1985-86 Hasan YAVUZ
1986-87 Hasan YAVUZ
1987-88
1988-89 Nevzat KUL
1989-90
1990-91 Nevzat KUL
1991-92 Nevet BEŞLİ
1992-93
1993-94
1994-95
1995-96 Leyla KARAGÜZEL
1996-97 Uğur ŞİMŞEK
1997-98
1998-99
1999-00
2000-01
2001-02
2002-03
2003-04
2004-05 Muzaffer TURGUT
2005-06
2006-07
1. Ali KESKİN
2. Hasan YAVUZ
3. Ziynet PEHLİVAN
4. Nevzat KUL
5. İbrahim BALTEKİN
6. İsa ...........
8. Levent BEŞLİ
9. Şaban BULUT
10. Emine
11. Ayşe ARSLAN
12. Muhtalip ARSLAN
13. Nesrin UZUNYOLCU
14. Cemile KUTGÜN
15. Mustafa ÇAKAN
16. Naci ÖZGÜRAY
17. Ahmet GÜRBÜZ
1961-65- Hasan YILDIZ
Cezayir Öğretmen
Salaruçlu Hasan Öğretmen
İmamlar
Mehmet KALPAK
Mahmut AKÇA
Hazım DÜNDAR
Alaaddin HOCA
Ahmet KILIÇ
İbrahim KAYA