HURAFELER

Sözlükte bunamak anlamına gelen haref kökünden türetilmiş bir isim olan
hurafe kelimesi ‘akla ve gerçeğe aykırı düşen aldatıcı söz’ demektir
Mantıki temeli olmayan telakki ve uygulamaları, din adına ileri sürülüp
benimsenen batıl inanç ve davranışları ifade eden bir terimdir. Masal,efsane
ve genel olarak gerçek dışı olduğu kabul edildiği halde hoşa giden nakil ve
rivayetlere de hurafe denilmiştir

Henüz kurumsallaşmamış halk inançlarından oluşan iptidai toplulukların
dinlerinde hurafe kavramının varlığı düşünülemez. Hurafe kavramı değer koyan
bir ifade olarak ;ancak medeniyetin ilerleyişi sonucunda inanç biçimlerinin
farklılaşması ile birlikte ortaya çıkmış olmalıdır.Bazı inançların hurafe
sayılarak olumsuz anlamda ayrı bir kategoriye sokulmsı,özellikle
monoteist(tek Tanrılı) dinlerin hakimiyet sağlaması sonucunda vuku
bulmuştur. Hurafenin akıl dışı ve yanlış bir inanma biçimi olarak
değerlendirilmesi ilk defa Romalı yazarlarda ortaya çıkar. Eski Romalı
yazarlara göre hurafe, yanlış ve hatalı olan veya tabiat kanunları hakkında
felsefi ve ilmi gerçeklerden habersiz olmaktan dolayı ortaya çıkan aşırı
dini inaçlardır. Cehaleti bu çeşidi genel olarak normal halk ve kırsal
kesimle irtibatlandırılmış, dolayısıyla hurafeye dahil edilen davranışlar
Roma toplumunun eğitim görmemiş alt sınıflarına hasredilmiştir.

Yahudilikte çoğu sihirle ilgili olup hurafe olarak nitelendirilebilecek
uygulamalar hayli erken dönemlere kadar uzanır. Yahudilikte en eski
hurafelerden biri nazardan korunma yollarıdır.

1-Nazardan korunmanın en klasik metodu, metalden yapılmış,üzerinde dualar
yazılı el şeklindeki muskalardır. Her duada ‘kötü gözler kör olsun’ diyerek
nazara karşı önlem alırlar.

2-Yaygın hurafe el falına bakarak insanın geleceğini okumadır.

3-Çocuğun erkek olması için anne hamilelik sırasında her Cuma bir erkek adı
telaffuz eder

4-Doğumun olacağı odaya , kötü cinler girmesin diye , yere tebeşirle bir
daire çizilir

5-Doğum kolay olması için evin kapısı açık bırakılır.

6-Doğum sancısı zor olan kadının eline sinagog anahtarı tutuşturulur.

7-Cinden korunmak için yatağın altına muska konur

8-Odalara sarımsak koymak

9-Duvarlara el tasviri yapmak

10-Cinlerden korunmak için karanlıktan geçerken ışık tutmak(cinlerin
karanlıkta barındığını düşünüyorlar)

11-Kutsal kitabın yere düşmesi felaket işaret eder

12-Köpeğin uluması, ayın tutulması belaya işaret eder.

13-Cinleri  uzak tutmak için beyaz elbise giyilmeli

14-Yatak altına demir koymak

HRİSTİYANLIKTA;

1-Yedinci çocuğun şifa verme gücünün olduğu

2-Cadıların büyü yapmak için kullandığına inanılan sağ işaret parmağının
gündelik hayatta kullanılmaması

3-Evlerin kapılarına at alnı asılması

4-Uğursuzluk getirdiğine inanıldığı için on üç sayısının kullanılmaması

5-Aynanın kırılmasının uğursuzluk getireceği

6-Birinin öldüğü evdeki aynaların örtülmesi

7-Kötü ruhları savmak için ahşap bir nesneye vurulması

8-Baykuşun ötüşünün ölüm habercisi olduğu

9-Kara kedi görenlerin belaya maruz kalacağı

10-Ölü ruhunun yer yüzüne dönmesini engellemek için canaze sırasında siyah
giyilmesi gerektiği

Kilise hurafelerle uğraşmak için engizisyon mahkemelerini kullandıysa da
başarılı olamadı.Reform kiliseleri ..Katolik kilisesinin tümünü hurafe
olarak nitelendirdi Aynı tavır bütün Hristiyan kiliselerini içine alacak
şekilde rasyonalist ve pozitivist çevrelerce de ortaya konmuştur.

Hint yarıadası ve Uzakdoğu dinlerinde tek Tanrılı dinin belirgin bir şekilde
görünmemesi, hurafeye dayalı inançların tespit edilmesine zemin hazırlayacak
yolu kapatmıştır.Hinduizm gibi kozmopolit dinlerde neyin hurafe neyin gerçek
doktrin olduğunu tespit etmek imkansız hale gelmektedir.



İSLAM DİNİ’NDE ise;

Hurafe kelimesi Kur’an’da yer almamakla birlikte onun anlam yakınlığı
bulunan ‘üsture’nin (uydurulmuş söz) çoğulu olan ‘esatir’ dokuz ayette
geçmektedir. Ayrıca ihtilak (yalan uydurma) ,tekavvül (uydurulmuş söz) ve
huluk’l-evvelin (önceki milletlerin geleneği) hurafeye yakın anlamlar
taşımaktadır.

Din dışı alanları da kapsamakla birlikte din, konularda daha yaygın olan
hurafe hemen hemen bütün dinlerde mevcuttur. Hurafelerin , genellikle
otantik dini metinlerin yok olması ve geçmiş kavimlere ait batıl inançların
yeni dine taşınması yolu ile oluştuğu kabul edilir. İslam’ın ana kaynağı
Kur’an-ı Kerim bizzat Hz Peygamber (sas) tarafından yazılı bir metin haline
getirilmesine,ayrıca Müslümanlarca ezberlenmesine rağmen bu dine de çeşitli
hurafelerin sokulduğu görülmektedir. Sebeplerini şöyle sıralayabiliriz.

1-Önceki dinlere ait ve İslam’a uymayan kültlerden bazı unsurların İslam’a
taşınması. İslamiyet’i kabul eden çeşitli din mensuplarının eski dinlerine
ait bazı telakkileri korumaya devam ettikleri ve bunları diğer Müslümanlara
da aktardıkları bilinmektedir. Cahiliye devri Arapları; uğura, uğursuzluğa
ve cinlerle ilgili çeşitli hurafelere de inanıyorlardı. Cinlerin
kertenkele, kirpi, devekuşu, tarla faresi, tavşan gibi hayvanlar şekline
bürünerek insanlara göründüğüne inanılması,karga vb kuşların uğursuz
sayılması bu dönemdeki inançlar arasında sayılır.

Eski İran ve Hint dinlerine mensup guruplarla Türklerin İslamiyeti kabul
etmesinden sonra İslam dünyasında yeni hurafeler oluşmaya başlamıştır.
Önceden Şamanizm. Budizm. Maniheizm ve Zerdüştlük gibi dinlere bağlı olan
din adamları c ahiliye devri Arap kültürüne ait hurafelerin cahil halk
tabakası arasında yayılmış olmasından da faydalanarak daha çok eski şaman
efsunlarına ayetler,Kabe, Levh-i Mahfuz,Arş ,Kürsi gibi İslami motifleri
karıştırmak suretiyle mesleklerini yeni dinlerinde de devam ettirmişlerdir.
Şamanizmden  intikal ‘su kültü’, Yahudilikten geçen
‘tılsımlar’, Hristiyanlıktan kalan türbeleri kutsallaştırma bazı örneklerdir.

2-İslamın ikinci kaynağını oluşturan hadislerin hicri ikinci yüzyıldan
itibaren başlanması ,çeşitli konularda hadis uydurulmasına veya pek çok
israiliyatın İslami kaynaklara girmesine fırsat vermiş ve bu yolla bazı
hurafelerin İsla2sokulması mümkün olmuştur.

3-Daha çok bilgisizliğe bağlı olduğu kabul edilen hurafelere inanılması
konusu,İslam’ı ana kaynaklarından öğrenip halkı aydınlatacak yeterli sayıda
ilim adamının yetişmemesi ile orantılı olarak yaygınlaşmıştır

HURAFE KATEGORİLERİ

1-Uluhiyetle ilgili

2-Gayb bilgisi

3-Uğur ve uğursuzluk

4-Cinlerle ilgili

5-Ölüden medet ummak

6-Ve halihazırda köydeki tespit edilebilen hurafeler

(6 kategoriyi yakında göndereceğim bilginize)

HURAFELER

*Kaynanayı tama hapsetmek: gelin eve geldiğinde kaynana tama hapsedilir; anlayışlı sabırlı gelinine karşı sessiz olsun diye
*Gelin yeni geldiğinde kaynanasının koltuğunun altından geçer: Kaynananın sözünden çıkmaması için
*Gelin eve girdiğinde koyun postundan yapılmış seccadeye basar: Gelin sakin olsun diye
*Yeni doğmuş kız bebek ilk banyosunda eline tuz sürülür: yaptığı yemek lezzetli olsun
*Bebeğin küçük yaşta tırnaklarını keserseniz; hırsız olur(muş)!
*Bir çocuk babasının cebinden izinsiz para alırsa, engellemek için tırnaklarını kesersin ve bir daha yanlış davranışı sergilemez
*Boş beşiği sallarsanız çocuğun karnı ağrır
*Elleri çözülmeden defnedilen (zaten bağlı oluyor diyeceksiniz) mevta olursa; o mezarın bulunduğu köye yağmur yağmaz!
*Yeni doğum yapan bayan hava , kararınca evden dışarı çıkmaz
*Cuma günü temizlik yapılmaz , kireç (boya) yapılmaz , esbap (elbiseler-çamaşırlar) yıkanmaz.Şayet yıkanırsa huriler gelmez.Ölülerin ayak ucundaki su ile çamaşır yıkanmış olur
*Akşam ezanı vaktinde kül karıştırılmaz!
*Ezan okunurken köpeğin uluması uğursuzluk sayılır
*Akşam vaktinde tırnak kesilmez
*Gece mezarlıktan geçilmez,  mezarlıkta yatılmaz
*Gök gürlerken beline taş bağlayacaksın, belin ağrımaz
*Körsü (köstebek) toprak teperken; o toprakla elini ovarsan ; elinde sivil (siğil) çıkmaz!
*Yılan kavlağını (kabuğu)  eline sürersen ; elinde ters kıymık olmaz!!
*Kurbağaya elini sürersen ; sivil olur.Sivili yok etmek istersen töngel ağacına elini dokundurmak lazım!!
*Soba yanarken ateş içinden çıtırtı sesleri gelirse ya da baca uğultusu işitilirse; düşmanlar ev sahibini çekiştiriyor demektir.Maşayı eline alıp ateşi karıştıracaksın ki düşmanların ağzı yansın!!
*Ayın doğma vakti, ay tutulması öncesinde etrafını duman kaplarsa dua okunması ya da silah atılması istenir!!
*Köyde birkaç yere , ağaçlara bez bağlanır.
*Vücudunda kırmızı benekli yaralar çıkanlar için  temroğ-Karşı Ardı denilen mevkide büyük pelit ağacının dibindeki sudan alınır ve yara olan kısma sürülür.
*Humatun (baykuş) gelip evin bacasında öterse uğursuzluğa işaret olduğuna inanılır
*Yaramaz çocukları terbiye etmek için yedi çeşmeden su kırk süyeden  kabuk alırlar . Bu su ile kabuklar kaynatılır ve ısınmış su ile çocuk çimdirilir.Bu işlemler çocuğun ölmemesi için de yapılır (mış((((

 

Karahalil.net /Hurafeler eklenecek... Karahalil Yollarında

                               Şimdi okuyacağımız bölümü tam olarak hurafe diye tanımlamak eksik olabilir.Çünkü ; bunlar geçmişte ve günümüzde Türk’ün yaşadığı hemen her yerde karşımıza çıkan söz , davranış ve uygulamalardır. İnsanların neden yaptıklarını kendilerinin bilmediği ve düşünmeden yapılan; Babadan Atadan öyle öğrenildiği için devam ettirilen söz ve uygulamalardır.İslamiyeti tanımadan önce hayatlarında var olan söz ve uygulamalar Müslüman olduktan sonra bir kısmı ayıklanmış ve İslamiyete ters düşmeyen kültüre ait ögeler günümüze dek nesilden nesile aktarılarak gelmiştir.İçlerinde kitabi İslam anlayışına ters düşen bazı unsurlar da yok değildir.

 

      1-Doğum yapmış ineğin eşinin alınarak, tabii hali ile çevredeki herhangi bir ağacın dalına asılmasıdır.Bir sonraki doğumda yavrusunun dişi, sütünün bereketli ve damarının kuvvetli olacağına inanılır.

   2-Başa kuşun konması veya kişinin başına kuşun pislemesi gibi elde olmadan ortaya çıkan haller uğurlu sayılır.Başına devlet kuşu kondu” denir.Bu kişilerin yakında mal, mülk ve makam  sahibi olacaklarına inanılır.

   3-Loğusa kadınlar kırk gün yalnız bırakılmaz.

   4-Kötü ruhlardan korunmak için yastığın altına (yatakta olabiliyor) metal bir alet konur. (makas,bıçak) İnsanın gece uyku halindeyken hissettiği halde tepki veremediği, konuşamadığı,gözleri yarı açıkken gördüğü fakat baş edemediği karartı-karabasana köyde karoğra denir ve ondan korunmak için yapılır.

   5-Atalarımız binlerce yıl öncesinde Gök-Tengri diye adlandırdıkları ilahlarına kuban adamışlardır. Kendilerini korumasını, ailelerinin çoğalmasını, çocuklarının ölmemesi ,savaşlarda galibiyet temennisini, bağ ve tarlalarının zarar görmemesini, hayvanlarının telef olmamasını dileyip kendileri için en değerli araç-hayvan olan at ve develerden (günümüzün uçakları) kurbanlar keserlerdi.Bu uygulama Müslüman olunca da devam etmiştir.”AFAT KURBANI” .Tarlaya, bağa –bahçeye, aileye “her türlü semavi ve arazi” zarar-ziyan olmasın duasıyla köy ahalisinin ortaklaşa kurban kesmesidir.

6-Nazardan korunmak için kullanılan nazar boncuğunun maviliğ yönüyle gökle ilişkili olduğu, “gök” ün renginin ise eski Türklerce kutsal sayıldığı bilinmektedir.

7-Ay tutulurken silah atmak, teneke çalmak vb. davranışlar eski Türklerin düşünce yapısından günümüze yansımalardandır.Çünkü Ay erkeği, Güneş kadını temsil ederdi.Güneş yada ay tutulmasını kötü ruhların istilası olarak düşünmüşlerdir.Kötü ruhları kovmak için bu yöntem benimsenmiştir.İslamiyetten sonra silah atmak, teneke çalmak yanına dua okumak ve namaz kılmak eklenmiştir.

       8-“Yer yarılsa da içine girseydim” yada “ Yer yarılıpta içine mi girdi, nereye kayboldu? Sözleri eski inanışlardan kaynaklanmakatadır.Yerin nesneleri, canlıları yuttuğuna inanırlarmış.Kaybolan bir eşyanın yer tarafından saklanacağını düşünürlermiş.

      9-Çocuk ilk dişini çıkardığında , çocuğun önüne her birisi ayrı bir mesleğin işareti olarak kabul edilen makas, bıçak, ayna, bilezik, saat, kalem, kitap, ve ekmek... gibi şeyler konur. Çocuk bunlardan hangisine uzanarak alırsa; ileride o mesleği seçeceğine inanılır.

10-İneğin ilk sütü (avuz) yere sağılır. Çünkü yerin de hakkı vardır.Böyle yapılırsa nazar da değmez.

11-Aşlık-bulgur yellerken rüzgar olmadığında ya da gamaz (aniden oluşan küçük fırtına) olduğunda “Ali burda” denmesi

12-Süt bir evden başka bir yere taşınırken sobadan alına köz sütün içine atılırve ineğe nazar değmemesi sağlanır!!

13-Ölenin mezarına su dökmek, gidenin ardına su dökmek su gibi aziz olmak

14-Yılanın ayağını gören cennete gider!!!

15-Evin temeline kurban kanı akıtmak, kurban kanını alınlara sürmek eski inanışların günümüzdeki kalıntılarıdır.

16-Eşiğe oturmak,eşikten atlatmak, atlatmak

17-Evin çatısına (tambaşlık) koyun kafasının asılması, kötü ruhlardan, bereketsizlikten kurtulmak içindir.

18-Emzikli anneye gördüğü yiyeceklerden mutlaka tattırılır.Anne görüp canının çektiği yiyeceği bizzat istemese bile sütü onu ummaktadır.

19-Evin ölmüş sahiplerinin ruhlarının genellikle Cuma geceleri ile mübarek gecelerde evleri ziyaret ettiğine inanılır.Bu sebeplerle evdeki tüm lambalar sabaha kadar yanık bırakılır.Köyünü terk etmiş, evi kapalı olanların da evlerinin lambaları yakılır.Gurbettekiler sırf  “lambaları yakın” diye telefon ettikleri olur

20-Uygur Türklerinde kartala “Hara-Huş” adı verilirdi.(A.Caferoğlu)

21-Ölü evinde ışıkların söndürülmemesi ,bayram gecelerinde evdeki bütün lambalarının açık bırakılması

22-Hamile kadınların gecenin geç saatlerinde tek başına evden dışarı çıkmamaları, kaynamış suyu  veya kor halindeki ateşi gelişi-güzel yerlere dökmemeleriısrarla tembih edilir.Tembih tutulmazsa doğacak çocuğun sakat olacağına inanılır.

23-Sağ kulak çınlarsa hayra, sol kulak çınlarsa şer olarak değerlendirilir.

24-Dişi çıkmış çocuğun çok ağlaması uğursuzluk- ölüm getirir.

25-Düğünlerde havaya silahların sıkılması, kapıların kilitlenmesi, bahşiş alınmadan gelinin verilmemesi, düğün gününün gecesinde damadın arkasından yumruklayarak içeriye itilmesi binlerce yıllık Türk geleneklerinin günümüzde yaşayan son kalıntılarıdır.

26-Nefes değmesi, nazar insanı mezara deveyi kazana götürür.

27-Sarımsak ve közden su ile kömüre dönüştürülmüş ateş nazarı engeller.

28-Kurt derisinin arka tarafından kesilen küçük bir parça kurutularak üstte taşınır. Şansı yaver gidenlere “Sen de kurt tüyü mü var “ sözü buna istinaden söylenir.

 

29-Evlerin kapı ve duvarlarına asılan hayvanlara ait boynuz ve kafa tasları nazardan korunmak için muska gibi kullanılan aletlerdir.Çok uzun yıllar öncesi olduğu gibi günümüzde de Türk kültürünün yaşandığı bütün memleketlerde buna yakın inanışlar şekil değiştirse de devam etmektedir.(Hun mezarlarında bulunan boynuz ve kafa tasları)

30-Ağuz komşulara dağıtıldığında tabak geri verilirken içine tuz konur.Ve nazar değmemesi temennisinde bulunulmuş olur.

31-Kurşun döktürmek

32-Ölünün defni sırasında kullanılan küreklerin elden ele verilmediği ve küreği kullanan kişinin onu toprağa bıraktığı, diğer kişinin onu bırakılan yerden alması

33-Aş dökmek Dede Korkut Destanında kayıtlı...

34-Buğday başaklarından hazırlanan buğday demetinin evin uygun bir yerine asılması, bolluk ve bereket getirmesi içindir.

35-Gelin oğlan evine getirildiğinde, gelinin başına buğday, şeker, leblebi vb. nesneler bereket getirsin diye serperler.
36- Bebeğin küçük yaşta tırnaklarını kesersen hırsız olurmuş!!
37-Babasının cebinden para aldıktan sonra; tırnaklarını kesersen bir daha hırsızlık yapmaz..
38. Boş beşiği sallarsanız bebeğin karnı ağrır.!!
39. Elleri çözülmeden defnedilen mevta olursa ; o mezarın bulunduğuköye yağmur yağmaz.
40.Cuma günü kireç(boya) yapılmaz.Kül karıştırılmaz.
41.Ezan okunurken, sala verilirken köpeğin uluması hayra yorulmaz.
42.Güneş ya da ay tutulurken; ayın doğma anında etrafını duman kaplarsa dua okunması teneke çalınması ya da silah atılması istenir.